Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Antlaşması, ekonomik ve stratejik sonuçlarıyla dikkat çekiyor. Bu pakt, bölgesel güvenliğin güçlendirilmesi hedefiyle birlikte, savunma sanayii, enerji yatırımları, ticaret koridorları ve teknoloji alanlarında yeni bir dönemi başlatabilir.
Milletlerarası Eğitim, Teknoloji ve ARGE Merkezi (METAM) Başkanı Enes Güneyli, yaptığı açıklamada, dünyanın yapay zeka, enerji dönüşümü ve yeni tedarik zincirleri ekseninde yeniden şekillendiğini belirterek Mekke Paktı’nın Türkiye’ye önemli avantajlar sağlayabileceğini ifade etti.
Güneyli, küresel ekonomide yazılım, yapay zeka ve yüksek teknolojiye dayalı savunma sistemlerinin belirleyici hale geldiğini vurguladı. Türkiye’nin otonom sistemler, yapay zeka destekli savunma yazılımları ve elektronik harp konularında kendini ispatladığını söyledi. Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 kapsamındaki teknoloji transferi hedefinin Türkiye’nin yapay zeka ve Endüstri 4.0 tabanlı askeri ve sivil teknolojilerini bu pazara ihraç etmesine olanak tanıyacağını belirtti.
Enerji dönüşümünün Körfez ülkeleri açısından stratejik bir zorunluluk olduğunu kaydeden Güneyli, Suudi Arabistan’ın petrol gelirlerini sürdüremeyeceğini ve yeşil enerji dönüşümünü finanse etme ihtiyacının arttığını dile getirdi. Türkiye’nin yenilenebilir enerji ekipman üretiminde kilit bir oyuncu olacağını ve bu pakt ile Suudi Arabistan’ın Yeşil Orta Doğu İnisiyatifi kapsamındaki yatırımlarında Türk mühendislik ve taahhüt firmalarının öncelikli tercih konumuna geleceğini açıkladı.
Mekke Paktı’nın, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında geniş bir güvenlik kuşağı oluşturabileceğini belirten Güneyli, koridorların güvenliği için güvenliğin sağlanması gerektiğini ifade etti. COVID-19 sonrası dönemde, ülkelerin üretim ve lojistik ağlarında güvenilir ortaklara yöneldiğini ve bu paktın Türkiye’yi küresel tedarik zincirlerinin vazgeçilmez merkezi haline getirebileceğini sözlerine ekledi.
Güneyli, Mekke Paktı’nın Türkiye ekonomisine etkilerini açıklarken, Türkiye’nin Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’deki jeopolitik risk algısının uzun yıllardır borçlanma maliyetlerini yükselten ana faktörlerden biri olduğunu belirtti. Suudi Arabistan ve Pakistan ile kurulan güvenlik şemsiyesinin bölgesel öngörülebilirliği artıracağını ve Türkiye’nin CDS ve ülke risk primine olumlu yansıyacağını ifade etti.
Son olarak, Güneyli, Mekke Paktı’nın Türkiye’ye 100 milyar dolarlık bir sermaye akışı sağlayabileceğini belirtti. Bu yatırımların kısa vadeli sıcak para şeklinde değil, doğrudan yatırım ve ortaklık modeliyle gerçekleşebileceğini söyledi. Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu gibi büyük yatırım kuruluşlarının çeşitli projelerde rol alabileceğini ve bu hacmin uzun vadeli projeler çerçevesinde değerlendirileceğini ifade etti.







