ABD 30 yıllık tahvil faizi, yüzde 5,321’e yükselerek 2007 ortasından bu yana en yüksek seviyesini gördü. Bu gelişme, piyasalarda dalgalanmaya neden oldu. Özellikle enerji fiyatlarındaki artış, maliyet baskılarını artırarak üretimden taşımacılığa kadar birçok sektörü etkiliyor.

Nisan ayında ABD’de tüketici enflasyonu yıllık bazda yüzde 3,8’e yükseldi. Üretici fiyat endeksi ise yüzde 6 artış gösterdi. Morningstar analistlerinden Liz Templeton, piyasalardaki yeniden fiyatlamanın özellikle uzun vadeli tahvil getirilerinde belirgin şekilde hissedildiğini ifade etti.

Yılın başında yatırımcıların büyük bölümü, ABD Merkez Bankası’ndan üç faiz indirimi beklerken, son gelişmeler bu beklentileri değiştirdi. Artık piyasalarda Fed’in bir sonraki hamlesinin faiz artırımı olabileceği ihtimali güçleniyor. Bank of America’nın küresel fon yöneticileri anketine göre katılımcıların yüzde 62’si, ABD 30 yıllık tahvil faizinin yüzde 6 seviyesine kadar yükselebileceğini düşünüyor.

ABD’nin büyüyen bütçe açığı da tahvil piyasasındaki yükselişin önemli bir nedeni olarak öne çıkıyor. Piyasa projeksiyonlarına göre, federal bütçe açığının bu mali yıl sonunda yaklaşık 1,95 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Açığın 2027 itibarıyla 2 trilyon doların üzerine çıkacağı tahmin ediliyor.

Tahvil faizlerindeki yükseliş, hisse senedi piyasalarını da olumsuz etkiledi. Dow Jones endeksi günü 322 puan kayıpla tamamlarken, S&P 500 yüzde 0,67, Nasdaq endeksi ise yüzde 0,84 düşüş gösterdi. Böylece üç ana endeks de üst üste üçüncü işlem gününü ekside kapatarak, tahvil piyasasındaki baskının riskli varlıklara yayıldığını ortaya koydu.