Türkiye’de son 10 yılda yaşanan ekonomik dalgalanmalar, yüksek enflasyon, pandemi döneminin etkileri ve sıkı para politikaları, vatandaşın borç yükünü artırdı. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi’nin Haziran 2026 verilerine göre, bankalara borcu olanların oranı yüzde 33’ten yüzde 52’ye yükseldi. Bu durum, Türkiye’de her iki kişiden birinin borç batağında olduğunu gösteriyor.
Türkiye’de 44.5 milyon kişinin bankalara borcu bulunuyor. Bu rakam, toplam nüfusun yaklaşık yüzde 52’sine denk geliyor. 25 yaş altı nüfus çıkarıldığında ise yetişkinlerin yüzde 81’inin borçlu olduğu ortaya çıkıyor. Son 10 yıl içerisinde borçların kullanım amacı, yatırım için değil günlük ihtiyaçları karşılamak için daha fazla yönlendirildi. Toplam bireysel kredi ve kredi kartı borcu 6.93 trilyon liraya ulaşırken, kişi başına ortalama borç 156 bin liraya çıktı. Bu miktar, net asgari ücretin 5.5 katı kadar.
Borçların günlük ihtiyaçları karşılama amacıyla kullanılması, geri ödeme riskini de artırıyor. Haziran ayında takibe düşen borçlu sayısı 297 bine çıkarak bir yıl içerisinde yüzde 15’lik bir artış gösterdi. Bu rakam, son 13 ayın en yüksek seviyesine işaret ediyor. Yasal takipte olanların sayısı 4.4 milyona, icra dairelerindeki aktif dosya sayısı ise 25.9 milyona ulaştı. Prof. Dr. Davut Pehlivanlı, mevcut ekonomik koşullar ve gelir adaletsizliğinin devam etmesi durumunda, bankalara borçlu nüfus oranının yüzde 52’den 2035 yılına kadar yüzde 70’e yükselebileceği uyarısında bulundu.
Bankacılık sistemine yeni katılan gençlerin durumu da dikkat çekici. Haziran ayında bankacılık sistemine ilk kez giren 210 bin kişi doğrudan eksi hesap açarken, 199 bin kişi ilk defa kredi kartı kullandı, 125 bin kişi ise ilk defa tüketici kredisi aldı. İlk kez konut kredisi kullananların sayısı ise yalnızca 13 binde kaldı. Bireysel borçlar içerisindeki konut kredilerinin payı 10 yıl önce yüzde 36 iken, bugün bu oran yüzde 12’ye geriledi. Kredi kartlarının borç havuzundaki payı ise yüzde 50’ye kadar fırlayarak en büyük payı aldı.







