ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaş, küresel enerji piyasalarında önemli sarsıntılara yol açarak kömürün yeniden öne çıkmasına neden oldu. Özellikle Asya’da petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedarikindeki aksaklıklar, elektrik üretiminde alternatif kaynak arayışını hızlandırdı.
Al Jazeera’nın haberine göre, Güney Afrika merkezli termal kömür üreticisi Thungela Resources, yılın ilk yarısında kârının geçen yılın aynı dönemine göre iki katına çıktığını açıkladı. Şirket, bu güçlü performansın savaş sonrasında artan kömür talebi ve fiyatlarının etkisiyle gerçekleştiğini bildirdi.
Krizdeki kritik bir dönüm noktası ise İran’ın 28 Şubat’ta başlayan saldırıları sonrası Hürmüz Boğazı’nı kapatması oldu. Normal koşullarda dünyadaki petrol ve LNG taşımacılığının yaklaşık beşte biri bu güzergâhtan geçiyordu. Deniz yolunun kapanması, enerji arzında daralmaya yol açarken, petrol ve doğal gaz fiyatları da hızla yükseldi.
Asya enerji krizinin merkezinde
Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıkların en ağır etkilediği bölgelerin başında Asya geliyor. ABD Enerji Enformasyon İdaresi’nin verilerine göre, 2022 yılında boğazdan taşınan petrol ve doğal gazın yaklaşık yüzde 82’si Asya ülkelerine ulaşıyordu. Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore, bu sevkiyatların en önemli alıcıları arasında yer alıyordu.
Bölgedeki enerji altyapısına yönelik saldırılar da arz sıkıntısını derinleştirdi. Katar’daki Ras Laffan LNG tesisinin İran saldırıları nedeniyle devre dışı kalmasının ardından ülke, mart ayında bazı teslimat sözleşmelerinde mücbir sebep ilan etti. Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Umman’daki enerji tesisleri de çatışmalardan zarar gördü.
Enerji veri şirketi Ember’ın analizine göre, en kötü senaryoda küresel kömür üretiminin 2026 sonunda yıllık bazda yüzde 1,8 artması bekleniyor. Bu tahmin, dünya genelinde kömür kullanımını azaltmaya yönelik iklim hedeflerinin güçlendirildiği bir dönemde dikkat çekiyor.
Japonya ve Güney Kore’den dikkat çeken adımlar
Savaşın başlamasının ardından Japonya, eski ve yüksek emisyon üreten bazı kömür santrallerine yönelik kısıtlamaları gevşetti. Güney Kore ise kömür santrallerinin kapatılmasına ilişkin planını erteledi.
Bangladeş, Tayland, Filipinler ve Vietnam da doğal gaz rezervlerini korumak amacıyla elektrik üretiminde kömürün payını artırdı. Pakistan’da ise ithal kömürle çalışan santrallerden elde edilen elektrik üretimi, temmuz itibarıyla geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 90 yükseldi.
Dünya kömür tüketiminin yaklaşık yüzde 70’ini gerçekleştiren Çin ve Hindistan, yüksek tüketim seviyelerini korumaya devam ediyor. Hindistan ayrıca hızla artan elektrik talebini karşılamak için yeni kömür madenciliği projelerini devreye sokmaya hazırlanıyor.
İtalya kömürden çıkışı 2038’e erteledi
Kömüre dönüş eğilimi Avrupa’da da kendini göstermeye başladı. Almanya, enerji arz güvenliğinin iklim hedefleri nedeniyle riske atılmayacağını belirtirken, İtalya kömürden tamamen çıkış planını yeniden değiştirdi. Ülke, daha önce 2025 sonunda tamamlanması öngörülen kömürden çıkış takvimini 2038’e kadar uzattı.
Artan talep, kömür üreticilerinin gelirlerine de yansıdı. Dünyanın en büyük kömür ihracatçısı Endonezya, mart ayında üretimi düşürmeye yönelik planından vazgeçti. Kömürün ton fiyatı temmuz ayında 131,85 dolara kadar yükselirken, geçen yılın aynı döneminde bu fiyat 102,20 dolar seviyesindeydi.
Thungela Resources’ın Avustralya’daki Ensham madenlerinde üretim, yılın ilk yarısında yüzde 38 arttı. Şirket, Güney Afrika ve Avustralya’daki operasyonlarında hem talep hem de fiyatlardaki yükselişin kârlılığı desteklediğini açıkladı.
Kömüre dönüş iklim hedeflerini tehdit ediyor
Uzmanlar, enerji güvenliği nedeniyle kömüre yeniden ağırlık verilmesinin iklim hedefleri açısından önemli riskler taşıdığına dikkat çekiyor. Sıfır Karbon Analitiği enerji dönüşümü uzmanı Nick Hedley, birçok Asya ülkesinin yenilenebilir enerji kapasitesinin mevcut talebi karşılamak için yeterli olmaması nedeniyle kriz dönemlerinde kömüre yönelmek zorunda kaldığını belirtti.
Hedley’e göre, doğal gaz fiyatlarının yükselmesi kömürü kısa vadede daha ekonomik bir alternatif haline getiriyor. Ancak yenilenebilir enerji kaynakları maliyet açısından hâlâ güçlü bir rekabet avantajına sahip.
Uzmanlar, mevcut krizin kısa vadede kömür tüketimini artırsa da uzun vadede ülkeleri enerji arzlarını çeşitlendirmeye, fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmaya ve yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırmaya yöneltebileceği görüşünde.







