Türkiye’nin Çin’den yaptığı ithalat, 2026 yılı itibarıyla 50 milyar dolara ulaştı. Bu durum, Türkiye’nin dış ticaretinde önemli bir değişimi ve bağımlılığı gözler önüne seriyor. Ülkeler arasındaki ticaret ilişkileri, Türkiye’nin ithalatında Çin’in payının giderek artmasıyla dikkat çekiyor.
2025 yılında Türkiye’nin Çin’den yaptığı ithalat, 49,6 milyar dolara ulaşmıştı. Bu rakam, 2016 yılında sadece 25,4 milyar dolardı. 2026’nın ilk altı ayında ise bu rakam 26,3 milyar dolara ulaştı. Türkiye’nin toplam ithalatında Çin’in payı yüzde 13,9 ile tarihi zirveye ulaşmış durumda.
Ticaret Bakanlığı’nın 2025 verilerine göre, Türkiye’den Çin’e en çok telefonlar ve haberleşme cihazları satılıyor, bu kalemin hacmi 3,52 milyar dolar olarak kaydedildi. Bunu 2,48 milyar dolarla bilgisayar ve bilgi işlem makineleri, 1,76 milyar dolarla otomobiller takip ediyor. Ayrıca elektrik akümülatörleri ve bataryaların hacmi 1,10 milyar dolara ulaşmış durumda.
Türkiye’nin Çin’e en çok sattığı ürün ise mermer ve traventindir. 2025’te bu kalemin değeri 390 milyon dolar olarak belirlendi. Türkiye, maden ve hammaddeler başta olmak üzere birçok ürünü Çin’e ihraç ederken, bu durum iki ülke arasındaki ticaret dengesizliğini ortaya koyuyor. Türkiye, Çin’den 49,58 milyar dolarlık mal alırken, yalnızca 3,28 milyar dolarlık mal satıyor. Bu nedenle dış ticaret açığı yaklaşık 46,3 milyar dolar olarak kaydedildi.
Yıllar içerisinde Türkiye’nin Çin ile olan ticaretinde büyük bir artış gözlemleniyor. 2025 yılında otomobil ithalatı yüzde 18,4, bilgisayar ve bilgi işlem makinelerinde yüzde 23,8, elektrik motorlarında yüzde 16,1 artış gösterdi. Özellikle elektrik akümülatörleri ve batarya ithalatı, yalnızca bir yıl içinde yüzde 47,4 artarak 1,1 milyar doları geçti.
Türkiye’nin 2026 yılının ilk beş ayında Çin’den yaptığı makine ithalatı da yüzde 3,9 artarak 5,5 milyar dolara ulaşmış durumda. Çin, Türkiye’nin toplam makine ithalatındaki payını yüzde 30’a yaklaştırarak dikkat çekiyor. Bu durum, Türkiye’nin sanayi politikasını da etkileyen bir olgu olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan Türkiye, Çin’e karşı koruma önlemleri almasına rağmen, Çin’den ithalat artış göstermeye devam ediyor. 2026’nın ilk yarısında Türkiye’nin toplam ithalatındaki artış yüzde 4,6 iken, Çin’den yapılan ithalat yüzde 9,8 oranında artış gösterdi. Bu durum, Türkiye’nin ithalat alışkanlıklarındaki değişimi ve bağımlılığı ortaya koyuyor.
Sonuç olarak, Türkiye’nin Çin ile olan ticaret ilişkileri, yalnızca ithalat ve ihracat rakamlarıyla değil, aynı zamanda bu ilişkilerin doğasıyla da inceleniyor. Türkiye’nin yüksek katma değerli ürünleri nasıl üretebileceği ve bu süreçte karşılaştığı zorluklar, gelecekteki ekonomik stratejilerin belirlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır.







