Avrupa’da enerji krizi, kış aylarının şiddetinin artmasıyla birlikte daha da derinleşiyor. Dondurucu soğuklar ve Asya’nın enerji arzı için artan rekabet, Avrupa’nın gaz ticaret merkezi olan Hollanda Transfer Başlık Tesisi’nde (TTF) fiyatların yükselmesine neden oldu. 10 Şubat 2025’te megavat saat başına spot fiyat 58 euroya (61 dolar) çıkarak son iki yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
Bu gelişmeler yaşanırken, 12 Şubat 2025’te eski ABD Başkanı Donald Trump, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşını sona erdirmek için müzakerelerin hemen başlayacağını duyurdu. Trump’ın açıklaması, finansal piyasalarda dikkate değer bir tepki doğurdu.
Artan enerji maliyetleri, Avrupa’daki bazı yetkililerin Rus gazına yeniden yönelmesi gerektiği fikrini gündeme getirdi. Düşük enerji faturaları, Avrupa sanayisinin canlanmasına katkıda bulunabilir. Goldman Sachs’tan Jari Stehn, savaşın sona ermesinin Avrupa’nın GSYİH’sinde yüzde 0,5’lik bir artışa neden olabileceğini öngörüyor. Bu artışın büyük ölçüde daha ucuz doğal gazdan kaynaklanacağı belirtiliyor.
Macaristan ve Slovakya, Rus gazına dönüşün barış sürecini teşvik edebileceğini savunuyor. Almanya’nın şansölyesi olması beklenen Friedrich Merz, Rus gazına geri dönüşün “şimdilik” mümkün olmadığını belirtse de bu ihtimali tamamen dışlamadı.
Avrupa Komisyonu, Rus gazının yeniden akışı ile Ukrayna’daki barış görüşmeleri arasında herhangi bir bağlantı kurmadığını açıkladı. Avrupa Birliği’nin (AB) hedefi, 2027 yılına kadar Rus gazı ve petrolüne olan bağımlılığı tamamen sona erdirmek.
Rusya’nın 2022’de Avrupa’ya ana gaz tedarikini sağlayan Kuzey Akım 1 boru hattını kapatması ve Ukrayna üzerinden geçen boru hattının durdurulması, AB’nin Rus gazına bağımlılığını önemli ölçüde azalttı. 2021 yılında AB gazının yüzde 45’i Rusya’dan gelirken, 2025 itibarıyla bu oran yüzde 10’a düştü. 2023 yılında ise Gazprom, 1999’dan beri ilk kez zarar açıkladı.
AB’nin yıllık gaz tüketimi yaklaşık 320 milyar metreküp olarak kaydedilirken, yılda 115 milyar metreküp gaz depolama kapasitesine sahip. Ancak aşırı soğuklar ve arz sıkıntıları nedeniyle beklenenden fazla gaz tüketildi. Avrupa’nın gaz depolarının şu anda yalnızca yüzde 48’i dolu; geçen yıl aynı dönemde bu oran yüzde 66 idi. Avrupa Birliği kurallarına göre, 1 Kasım’a kadar gaz stoklarının yüzde 90 dolu olması gerekiyor. Normalde bu stoklar nisan-ekim döneminde dolduruluyor, ancak bu yıl Avrupa’nın normalden daha fazla gaz alması gerekecek.
Piyasalarda fiyatlar yükselirken, ağır sanayi tesisleri üretimi kısıtlamak zorunda kaldı. Almanya, gaz depolamayı teşvik etmek için sübvansiyonlar üzerinde çalışırken, bazı AB ülkeleri depolama hedeflerinin gevşetilmesini istiyor.
Macaristan ve Slovakya, Türkiye üzerinden boru hatlarıyla hala Rus gazı almaya devam ediyor. Ancak bu ülkeler, daha pahalı ve belirsiz bir arz ile karşı karşıya. Ukrayna üzerinden geçen ve yılbaşında durdurulan gaz akışının yeniden başlaması, fiyatları düşürebilir. Trump’ın barış müzakereleriyle ilgili açıklamalarının ardından, Avrupa’nın gaz ticaret merkezi olan TTF’de fiyatlar yüzde 9 düştü. Columbia Üniversitesi’nden Anne-Sophie Corbeau’ya göre, Ukrayna üzerinden yıllık 15 milyar metreküp gaz taşınması, fiyatları son zirve noktasına kıyasla üçte bir oranında azaltabilir.
Ukrayna ise Rusya ile gaz anlaşmasını yenilemeyi kesin bir dille reddediyor. Ancak Slovakya’nın ulusal gaz şirketi, Ukrayna’da bir yan kuruluş kurarak Rus gazı sevkiyatını dolaylı yollarla devam ettirmek için başvuruda bulundu.
Daha radikal bir seçenek ise, Kuzey Akım 1 boru hattının ve hiç faaliyete geçmemiş Kuzey Akım 2’nin devreye alınması. Ancak bu senaryonun önünde büyük engeller bulunuyor. Almanya’nın onay vermesi gerekeceği gibi, sabotaj nedeniyle üç boru hattının onarılması da yüz milyonlarca dolara mal olacaktır.
AB ülkeleri, Rus gazına bağımlılığın artmasını engellemek için yoğun bir çaba harcıyor. ABD’nin bu denklemde önemli bir rolü bulunuyor. Washington, Avrupa’nın daha fazla Amerikan LNG’si satın almasını istiyor. Rus gazının tamamen geri dönmesi, küresel fiyatları düşürerek Amerikan enerji sektörüne büyük zarar verebilir. Donald Trump ise, Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilme ihtimaliyle ilgileniyor olabilir. Ukrayna’daki savaşın sona erdirilmesi adına bazı Rus gazı akışlarının serbest bırakılması, Trump açısından “ödenebilir bir bedel” olarak görülebilir.







