Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, 28 Şubat 2026 tarihinde İran’a karşı hava saldırıları başlattı. Saldırıların ardından altı ay geçerken, küresel piyasalarda ekonomik sarsıntılar devam ediyor. Uluslararası benchmark Brent petrol fiyatları, savaş öncesi seviyelerin %20’den fazla üzerine çıkarak, Ağustos ortasında 91 doların üzerine ulaştı. Aynı dönemde, ABD’de benzin fiyatları savaşın başlamasından bu yana %36 artarak, ulusal ortalama 4,06 dolara ulaştı.

G7 ülkeleri, savaşın başlangıcından bu yana ek 16 milyar dolarlık borç finansmanı maliyeti üstlendi. Bu durum, G7 ülkelerinde tahvil getirilerinin son on yılların en yüksek seviyelerine çıkmasıyla birleşti. Analistler, enflasyon risklerinin henüz kontrol altına alınmadığını belirtiyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde 30 yıllık Hazine tahvili getirileri, 2001’den bu yana en yüksek seviyeye ulaşarak %5,31 oldu.

Gulf Cooperation Council (GCC) bölgesinde ise enflasyon nispeten kontrol altında kaldı. Dubai’de Tüketici Fiyat Endeksi, Temmuz 2026’da yıllık %5,3 artış gösterdi. Suudi Arabistan’da yıllık enflasyon ise %1,8’de kaldı. Bununla birlikte, Umman %3,2 ile GCC ülkeleri arasında en yüksek enflasyona sahip oldu. Dünya Bankası, Hürmüz Boğazı’ndaki kesintilerin devam etmesi durumunda, gübre fiyatlarının 2026’da %30’dan fazla artabileceği uyarısında bulundu.

Urea fiyatlarının Mart 2026’da %53,7 artarak son dört yılın en yüksek seviyesine ulaştığı gözlemlendi. Dünya Bankası’nın raporunda, küresel ölçekte ticareti yapılan gübre hacminin yaklaşık üçte birinin kesintiler nedeniyle piyasadan çıkarıldığı belirtildi. Bu durum, özellikle Sub-Saharan Afrika’nın yüksek gübre maliyetleriyle karşı karşıya kalmasına yol açabilir.

Savaşın durumu, petrol akışının yeniden başladığını ancak azalmış hacimlerde ve yüksek fiyatlarla devam ettiğini gösteriyor. Bu durumun devam edip etmeyeceği, enflasyon endişelerinin ne kadar yayılacağını belirleyecek.