Altın, ABD enflasyon verisinin ardından yaşanan dalgalanmalara rağmen kontrolü eline aldı. İlk başta 4.292 dolara kadar gerileyen ons altın, ardından yönünü değiştirerek 4.360 dolar seviyesini aştı. Altın, verinin açıklandığı gün 4.350 dolar civarında tutunarak piyasalara dikkat çekti.

ABD’nin ağustos ayı enflasyon verileri açıklanmadan önce altın 4.335 dolar seviyesinde işlem görüyordu. Ancak yükselen tahvil faizleri ve Fed’in faiz artırma beklentileri, altın üzerindeki baskıyı artırmıştı. Saat 15.30’da gelen veriler, yalnızca enflasyon açısından değil, aynı zamanda önümüzdeki Fed kararı öncesinde önemli bir sınav olarak değerlendiriliyordu.

Verilerin açıklanmasıyla birlikte altın fiyatı ilk başta 4.292 dolara kadar düştü ve psikolojik olarak önemli bir seviye olan 4.300 doların altına indi. Bu, veri öncesindeki 4.335 dolarlık seviyeye göre yaklaşık 43 dolarlık bir kayıp anlamına geliyordu. Ancak bu satış dalgası kısa sürdü ve alıcılar hızla devreye girdi. Altın, 4.360 dolara kadar yükseldikten sonra 4.350 dolarda kalmayı başardı.

Ağustos ayı yıllık tüketici enflasyonu %3,4 ile beklentilere paralel gerçekleşti. Yıllık çekirdek enflasyon ise %2,5’ten %2,4’e gerileyerek fiyat baskılarında uzun vadeli bir yavaşlamanın sürdüğünü gösterdi. Ancak aylık çekirdek TÜFE’nin %0,3 artması, beklenilen %0,2 seviyesinin üzerinde kalması sebebiyle altındaki ilk düşüşü tetikledi. Yıllık çekirdek enflasyondaki düşüş ve manşet verinin beklentiyi aşmaması, piyasanın daha dengeli bir fiyatlamaya geçmesine olanak sağladı.

Altının 4.360 doları aşmasının ardından 4.350 dolar seviyesi, kısa vadeli fiyatlamada önemli bir referans haline geldi. Ayrıca 4.335 dolar seviyesi de dikkatle izleniyor. Altın, bu seviyenin üstünde kalırsa, TÜFE sonrası ilk satışların tamamen geri alındığı anlamına gelecek. Buna karşılık 4.300-4.292 dolar bölgesi, gün içindeki en önemli savunma alanı olarak öne çıkıyor.

Fed, enflasyon sorununu çözdüğü mesajını vermedi. Yıllık çekirdek enflasyondaki düşüş olumlu bir gelişme olarak görülse de, aylık çekirdek artışın beklentiyi aşması fiyat baskılarının tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor. Piyasalar, Fed’in 15-16 Eylül toplantısı öncesinde yalnızca manşet enflasyona değil, çekirdek fiyatların aylık seyrine ve enerji maliyetlerinin enflasyona nasıl yansıyacağına odaklanacak.

Orta Doğu’daki gerilim nedeniyle petrol fiyatlarındaki artış, altın piyasasında çift yönlü bir etki oluşturuyor. Jeopolitik belirsizlikler güvenli liman talebini artırırken, petrol fiyatlarının yüksek kalması ABD enflasyonunu yeniden yükseltebilir ve bu durum Fed’in faizleri uzun süre yüksek tutmasına neden olabilir. Bu senaryo, altın üzerinde baskı oluşturabilir.

Son haftalarda altın üzerindeki en büyük baskılardan biri ABD tahvil faizlerindeki yükseliş oldu. Veri öncesinde 10 yıllık ABD tahvil faizi %5 sınırına yaklaşmıştı. Altın, faiz getirisi sağlamadığı için tahvil getirilerindeki yükseliş, yatırımcı açısından alternatif maliyetini artırıyor. Ancak ons altının TÜFE sonrasında 4.292 dolardan güçlü bir şekilde dönmesi, yüksek faiz baskısına rağmen alıcıların hâlâ piyasada bulunduğunu gösteriyor.

Önümüzdeki günlerde altının yönünü yalnızca Fed kararı belirlemeyecek, aynı zamanda tahvil faizlerinin Fed kararına vereceği tepki de etkili olacak. TÜFE sonrası yaşanan hareket, kısa vadeli fiyat haritasını daha belirgin hale getirdi. 4.350 dolar çevresi ilk denge noktası olarak öne çıkarken, 4.335 dolarlık seviye ikinci önemli referans haline geldi. Bu seviyelerin altında yeniden 4.300 ve 4.292 dolar dip seviyesinin gündeme gelebileceği belirtiliyor. Yukarıda ise 4.360 dolar ilk engel konumunda.

Türkiye’deki yatırımcılar için gram altın fiyatları, ons fiyatı ve dolar/TL’nin seyri ile belirlenecek. Altındaki sert gün içi hareketler, gram fiyatında da oynaklığın artmasına neden olabilir.