Türkiye altın ve mücevher piyasasında alışılmışın dışında bir fiyatlama durumu ortaya çıktı. Geçmişte talep ve ithalat kısıtlamaları nedeniyle uluslararası piyasanın üzerinde fiyatlanan altın, iç talepteki daralma ve likidite sıkışıklığıyla dünya fiyatlarının altına düştü. Kilogramda fark eksi 300 dolara, gram altında ise 28 TL’ye ulaştı. Yurt dışında 6.708 TL olan gram altın, Türkiye’de 6.680 TL’den satıldı.
İstanbul Mücevherciler Kuyumcular ve Sarraflar Derneği Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Yıldırımtürk, makasın tersine dönmesinde likidite sıkışıklığının belirleyici olduğunu açıkladı. Yüksek faiz nedeniyle Türk Lirası enstrümanlarının cazibesini koruduğunu belirten Yıldırımtürk, nakit ihtiyacı olanların altınlarının bir bölümünü sattığını, yeni alımların ise sınırlı kaldığını kaydetti.
Yıldırımtürk’ün verdiği bilgiye göre, geçen yıl eylülde kilogram başına 12 bin dolara çıkan iç-dış piyasa fiyat farkı, 2026 başında 5 bin dolara geriledi. İç talebin zayıflamasıyla fark önce 1.500 dolara, yaz aylarında 500-700 dolar aralığına, ardından eksi 300 dolara indi. Yıldırımtürk, fiyat düşüşlerinde yatırımcının ilgisinin azaldığını, yükselişlerin ise talebi tetiklediğini ifade etti.
Türkiye’de altının uluslararası piyasanın altına inmesi, altını yurt dışında veya İstanbul Altın Borsası’nda değerlendirmek isteyenlerin ilgisini artırdı. Bu işlemlerde sertifikalı standart altına yönelimin, standart ve standart dışı altın arasında kilogram başına 1.000 dolarlık yeni bir makas oluşturduğunu söyleyen Yıldırımtürk, çelişkili fiyatlamanın sürdürülebilir olmadığını ve likidite sıkışıklığından kaynaklandığını vurguladı.
Durgunluğun kuyumcu esnafının nakit akışına da yansıdığını kaydeden Yıldırımtürk, esnafın birbirinden 20 bin TL’lik borç istediğini açıkladı. Yüksek kira, işçilik ve vergi yükü nedeniyle sektörün “gün kurtarma” noktasına geldiğini belirten Yıldırımtürk, işsizlik ve işten çıkarmaların arttığını, sektörde yaklaşık yüzde 20’lik boşalma yaşandığını ifade etti.
Düğün sezonu bu yıl beklenen canlılığı yaratmadı. Yıldırımtürk, altın fiyatlarının hane halkı bütçesine göre yüksek kaldığını, düğünlerde alınan altın miktarının azaldığını söyledi. İTO Kuyumculuk Meslek Komitesi Meclis Üyesi Ömer Dinçel de ekonomik sıkıntı ve parasal daralmanın İstanbul piyasasını sakinleştirdiğini belirtti. Daha önce 7-8 bin TL seviyelerinden altın alanların satış için fiyatların yükselmesini beklemesi, piyasadaki arzı ve hareketliliği sınırladı. Dinçel, geçen yıla göre takı satışlarının yarıdan fazla düştüğünü, yatırım amaçlı ürünlerdeki kaybın ise daha sınırlı kaldığını bildirdi.
Mücevher İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Özcan, negatif fiyat farkının temel nedeninin iç talepteki zayıflama olduğunu, dolar bulma sıkıntısının da fiyatlamayı etkilediğini açıkladı. Türkiye’de altının uluslararası piyasadan ucuz hale gelmesi, stok satışlarında ve yolcu beraberinde ihracatta kısa vadeli avantaj sağlıyor. Ancak siparişe dayalı çalışan sektörde, siparişin alınması ile ürünün gönderilmesi arasında yaklaşık 45 gün bulunuyor. Özcan, makasın öngörülemez hale gelmesi nedeniyle firmaların maliyet, satış fiyatı ve kâr marjını hesaplamakta zorlandığını, bunun ihracatçı üzerinde stres yarattığını belirtti.
Yıldırımtürk, negatif farkın kalıcı olmayabileceğini, satışların arzı geçici olarak artırdığını söyledi. Yeni altın girişinin sınırlı kalması ve talebin canlanması halinde makasın yeniden Türkiye aleyhine açılabileceğini belirten Yıldırımtürk, eylül-ekim döneminde kilogram başına 500, 1.000 hatta 1.500 dolarlık pozitif fark oluşabileceğini öngördü. Dubai üzerinden altın girişinin durmuş olması da arz açısından önemli bir risk olarak gösterildi.







