Avustralya Merkez Bankası (RBA), ABD doları rezervlerini azaltan ilk büyük merkez bankası olarak kayıtlara geçti. Bu durum, küresel para otoritelerinin, belirsizlikler içindeki Beyaz Saray nedeniyle siyasi risklere karşı korunma arayışını yansıtan daha geniş bir değişimin parçası olarak değerlendiriliyor.
Avustralya Finansal İnceleme’sinde Salı günü yayımlanan verilere göre, RBA, çeşitlendirme stratejisinin bir parçası olarak dolar tahsisatını azalttı. Bu adım, dünya genelindeki merkez bankalarının uzun süredir devam eden ABD dolarına olan bağımlılıklarını gözden geçirmeye başladıklarına dair yeni kanıtlarla birlikte geldi.
Birleşik Krallık merkezli düşünce kuruluşu OMFIF’in Haziran ayındaki anketi, son üç yılın ardından ilk kez daha fazla merkez bankasının önümüzdeki on yıl içinde dolar tahsisatlarını azaltmayı planladığını ortaya koydu. Bu değişimin, ABD para birimiyle ilişkili artan siyasi risklerden kaynaklandığı belirtildi. Kamu emeklilik fonları ve kamu varlık fonları da alternatiflere yönelmeyi düşünüyor.
OMFIF raporuna göre, gelişmiş ekonomiler euroyu, gelişen pazarlar ise renminbiyi ABD dolarına alternatif olarak tercih ediyor. Anketi katılan merkez bankalarının üçte ikisi, tahsisat kararlarında siyasi riskin önemli bir faktör olduğunu ifade etti.
Bu eğilim, doların küresel piyasalardaki hâkimiyetinin azalmasıyla uyumlu bir şekilde ilerliyor. Dolar, 1973 petrol krizi sonrası en keskin düşüşünü, Başkan Trump’ın ikinci döneminin ilk yarısında yaşadı ve diğer büyük para birimlerine karşı %10’dan fazla değer kaybetti. Trump’ın tarife tehditleri, Federal Rezerv üzerindeki etkisi ve yetkilileri görevden alma girişimleri, dolar cinsinden varlıklara olan uluslararası güveni sarstı.
Bununla birlikte, resmi veriler daha karmaşık bir tablo sunuyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), 2026’nın ilk çeyreğinde ABD dolarının küresel döviz rezervleri içindeki payının %57,13’e yükseldiğini, 2025’in sonunda ise %56,42 olduğunu bildirdi. Ayrıca, Haziran ayında ABD’ye net yabancı yatırım 133,5 milyar dolara ulaştı ve uzun vadeli ABD menkul kıymetlerinin net yabancı alımları 207,1 milyar dolara çıktı.
Ancak uzun vadeli eğilimler tek bir yöne işaret ediyor. Doların rezerv payı, 2000 yılında yaklaşık %70 iken günümüzde %58’in altına düştü. Merkez bankaları, 2026’nın ikinci çeyreğinde net 289 ton altın alımı gerçekleştirdi; bu, yıllık %62’lik bir artış anlamına geliyor. Çin’in ABD Hazine tahvilleri üzerindeki tutarı, Haziran ayında 633,4 milyar dolara düşerek 2008’den bu yana en düşük seviyeye indi.
Önde gelen para ekonomisti Barry Eichengreen, doların düşüşünün hızlanabileceği konusunda uyarıda bulundu, ancak “başka hiçbir para biriminin doların yerini dolduracak konumda olmadığını” belirtti. RBA’nın adımı, ölçeği açısından mütevazı olsa da, yakın müttefiklerin bile sessizce yeniden konumlandığını gösteren sembolik bir anlam taşıyor.







