ABD’nin Irak’taki kalan askeri üslerden çekilmesi 30 Eylül itibarıyla tamamlandı. Aynı saatlerde ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yaptırım indirimi teklif edildiği yönündeki iddiaları reddetti. Bu gelişmelerin ardından Brent petrol yeniden 103 doların üzerine çıktı.

Çekilme, Washington ile Bağdat arasında 2024’te oluşturulan takvimin devamı olarak gerçekleşti. Irak’taki Amerikan askeri varlığı 2003’te Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesiyle başlamış, sonraki yıllarda IŞİD’e karşı mücadele ve Irak güvenlik güçlerine destek çerçevesinde sürmüştü. 30 Eylül’de tamamlanan çekilme, sahadaki bu uzun dönemin en önemli kırılmalarından biri oldu.

Çekilmenin ardından tartışma iki başlıkta yoğunlaştı. Bunlardan ilki, İran’ın Irak’taki siyasi ve güvenlik etkisinin ne ölçüde artacağı. Tahran’a yakın gruplar gelişmeyi ABD’nin bölgedeki nüfuzunun zayıflaması olarak değerlendirirken, bazı analistler İran destekli milislerin Irak devlet kurumları üzerindeki ağırlığının artabileceği uyarısında bulundu.

İkinci başlık ise IŞİD tehdidi oldu. Irak güvenlik güçleri son yıllarda önemli kapasite kazandı ancak ABD’nin istihbarat, keşif ve gözetleme desteği özellikle örgütün hücre yapılanmasına karşı mücadelede önemli rol oynuyordu. ABD askerlerinin çekilmesiyle bu kapasitenin nasıl ikame edileceği ve Irak güçlerinin operasyonel yükü tek başına ne ölçüde taşıyabileceği önümüzdeki dönemin temel güvenlik soruları arasında yer alıyor.

Çekilme, ABD ile Irak arasındaki güvenlik ilişkisinin tamamen sona erdiği anlamına gelmiyor. Ancak doğrudan askeri varlığın azalması, Washington’ın sahadaki etkisinin biçimini değiştiriyor ve Bağdat yönetimini daha fazla kendi güvenlik kapasitesine dayanmak zorunda bırakıyor.

Irak’taki çekilme bölgesel güvenlik dengesini değiştirirken ABD-İran hattında diplomasi trafiği de sürüyor. Trump, ABD’nin İran’a yaptırım indirimi ve dondurulmuş İran fonlarının serbest bırakılması karşılığında nükleer program konusunda somut adımlar talep ettiği yönündeki haberleri reddetti. Bu açıklama, son günlerde piyasalarda güçlenen diplomatik yumuşama beklentisini zayıflattı.

Katar, taraflar arasında ortak zemin oluşturmak amacıyla arabuluculuğunu sürdürüyor. Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid bin Muhammed El Ensari, son günlerde ABD ile İran arasında toplantılar ve mesaj alışverişleri gerçekleştiğini, bunların bir bölümünün Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sırasında New York’ta yapıldığını açıkladı. Doha yönetimi, Pakistan’ın yürüttüğü arabuluculuk girişimlerini de destekliyor.

Görüşmelerin önündeki en büyük başlıklardan biri Hürmüz Boğazı. Katar, bölge ülkelerinin enerji altyapısının ve deniz ulaşımının korunması gerektiğini vurguluyor. Ancak şu aşamada taraflar arasında kalıcı bir uzlaşma sağlanmış değil. Katar da müzakerelerin önünde ciddi engeller bulunduğunu belirtiyor. İran yönetimi müzakereye açık olduğunu söylerken baskı altında anlaşma yapmayacağını savunuyor. Washington ise ekonomik baskı politikasını sürdürüyor.

Trump’ın yaptırım indirimi iddiasını reddetmesinin ardından petrol fiyatları yeniden yükseldi. Brent petrol 1,14 dolar artışla 103,73 dolara, ABD tipi ham petrol ise 89,72 dolara çıktı. Brent, eylül ayını yaklaşık %14 yükselişle tamamlamaya hazırlanıyor.

Fiyatlardaki yükselişi sınırlayan gelişmeler de yaşandı. Suudi Arabistan, saldırılar nedeniyle devre dışı kalan Doğu-Batı Boru Hattı’nı yeniden devreye aldıktan sonra Kızıldeniz’deki Yanbu Limanı’ndan petrol yüklemelerine tekrar başladı. Ticaret ve gemi takip verileri, Yanbu’dan sevkiyatın yeniden arttığını ve hattın kademeli olarak normal kapasitesine dönmeye çalıştığını gösteriyor.

Bölgedeki toplam ham petrol ihracatı da eylülde günlük 16,328 milyon varile çıkarak ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın başladığı şubat ayından bu yana en yüksek düzeye ulaştı. Buna karşın bölgesel ihracat, savaş öncesindeki seviyenin yaklaşık 3,2 milyon varil altında bulunuyor.

Washington yönetimi, yüksek enerji fiyatlarının ekonomik etkisini sınırlamak için Stratejik Petrol Rezervi’nden 40 milyon varile kadar petrolü şirketlere ödünç vermeye hazırlanıyor. Bu adım, Uluslararası Enerji Ajansı koordinasyonunda oluşturulan küresel rezerv programının ABD tarafındaki son bölümü olacak. ABD daha önce bu program kapsamında toplam 172 milyon varillik katkı taahhüdünde bulunmuştu.

ABD’nin stratejik rezervi bu süreçte 284 milyon varilin altına gerileyerek 1982’den bu yana en düşük seviyesine indi. Şirketlerin yeni kredi programı için 6 Ekim’e kadar başvuru yapması gerekiyor. Ödünç verilen petrolün geri dönüşünün 2028’in sonlarına kadar sürebileceği belirtiliyor.