Yüksek faiz oranları ve daralan kredi imkanları, yılın ilk yarısında ikinci el araç satışlarını %8,1 oranında geriletti. Uzmanlar, otomobillerin artık yatırım aracı olmaktan çıktığını belirtiyor. Türkiye Gazetesi’nden Kaan Zenginli’nin haberine göre, araçların ortalama stokta kalma süresi 40 güne kadar yükseldi. Yatırımcıların, otomobil almak yerine altın veya mevduat gibi daha güvenli yatırım alanlarına yöneldiği ifade ediliyor.
İkinci el otomobil pazarında beklenen hareketlilik bir türlü gerçekleşmiyor. Bankaların kredi vermekteki isteksizliği ve yüksek faiz oranları, otomobil alımını büyük ölçüde durdurmuş durumda. Krediye erişim sağlayamayan vatandaşların piyasadan çekilmesi, elinde nakdi olanların ise yatırımlarını değiştirmesine neden oldu. Artan kasko, vergi ve bakım maliyetleri sebebiyle otomobil, yatırım aracı olmaktan çıkıp ciddi gider kalemlerine dönüştü. Araştırmalar, ikinci el otomobilde ortalama fiyatın 1 milyon 169 bin liraya ulaştığını, ancak enflasyondan arındırıldığında reel fiyatların yıllık bazda %8,6 düştüğünü gösteriyor. Satışlar yılın ilk yarısında %8,1 oranında gerilerken, bir aracın ilanda ve stokta bekleme süresi 35 günden 40 güne çıktı. Alıcılar, fiyatların daha da düşmesini beklerken, satıcılar zararına araç vermek istemiyor.
Lüks araç satışları düştü
Piyasadaki bu daralma, tüm segmentlerde aynı etkiyi yaratmıyor. En büyük kayıp, 1,5 milyon lira ve üzerindeki lüks araç grubunda yaşanıyor. Bu fiyat aralığında kredi almanın zorluğu, pahalı araçların satışını uzatıyor. Öte yandan, kredi gerektirmeyen ve vatandaşın kısıtlı birikimiyle ulaşabildiği 400 bin ila 800 bin lira bandındaki araçlar daha hızlı satılıyor. Bu fiyat aralığındaki araçlar, bütçeyi zorlamadan, hızlı bir şekilde alınıp satılabiliyor. Piyasada, Renault Clio, Fiat Egea, Volkswagen Polo ve Toyota Corolla gibi modeller öne çıkıyor.
Gerçek ihtiyacı olanlar alıyor
Piyasadaki durumu değerlendiren İkitelli Oto Galericiler Sitesi esnafı Mehmet Yılmaz, alım yapanların çoğunun gerçek ihtiyacı olanlar olduğunu belirtiyor. Yılmaz, “Şu anda ciddi bir durgunluk var. Elinde nakit olan vatandaş mevduatı ve altını tercih ediyor. Sıfır araçlardaki kampanyalar, ikinci elin işini daha da zorlaştırdı. Müşteriler, fiyat konusunda son derece hassas. Yüksek fiyatlı araçlarda bekleme süresi uzarken, takas işlemleri daha fazla gündeme geliyor. Çünkü kimse elindeki aracı satıp üzerine yüksek miktarda nakit koymak istemiyor,” ifadelerini kullandı.
Takas daha çok yapılıyor
Durgunluk döneminin en belirgin kurtarıcısı takas işlemleri oldu. Nakit akışının durmasıyla birlikte, aracını yenilemek isteyen tüketiciler, uzun süre müşteri beklemek yerine galerilerde takas yöntemine başvuruyor. Tercihlerde ciddi bir değişim gözlemleniyor. Yılın ilk yarısında dizel araç satışları %14,9 düşerken, elektrikli otomobil satışları %80, hibrit araç satışları ise %33 oranında arttı.
Piyasa gözler 2027 yılına çevrildi
Kısa vadede piyasada büyük bir açılma beklemeyen Bağcılar esnafı Serkan Biçer, hareketlilik için faiz indirimlerinin gerekliliğine dikkat çekti. Biçer, “Ağustos ve Eylül aylarında ihtiyaç alışverişiyle idare edeceğiz. Sonbaharla birlikte faizlerde bir gevşeme olursa ertelenen talep piyasaya dönebilir. Ancak asıl hareketlenme 2026’nın son çeyreği ile 2027’nin ilk aylarında kendini gösterebilir. Vatandaşın önündeki en büyük engel, otomobil fiyatından ziyade finansman. Kredi maliyetleri düşmeden piyasanın eski hızına dönmesi imkansız,” şeklinde konuştu.







