Ocak 2026’da Meta CEO’su Mark Zuckerberg ve üst düzey yöneticileri, yapay zeka çağında Meta’da çalışmayı yeniden tasarlamak amacıyla Hawaii’deki tesislerinde yıllık liderlik çekirdeklerini topladı. Burada, ‘Proje OT’ adı verilen radikal bir plan geliştirdiler. Bu plan, Meta’nın geleceğini ‘AI native’ olarak tasarlıyordu; yani yapay zekanın, insan çalışanlar tarafından gerçekleştirilen günlük işlerin büyük bir kısmını üstlenmesi öngörülüyordu.

Yöneticiler, Meta’nın birçok ekibinin büyüklüğünü %60 oranında azaltmayı araştırdı. Çalışanların bazıları yeni birimlerde yer alırken, diğerleri işten çıkarılacaktı. Yapılan iç planlama belgelerine göre, bu durum, üç yıl önceki %25’lik kesintilerden daha büyük olabileceği öngörülüyordu. Yapılandırma süreci iki aşamada gerçekleştirilecekti; ilk dalga Mayıs 2026’da başlayacak, ardından ikinci dalga Kasım 2026’da planlanmıştı.

Ancak 19 Mayıs 2026’da, Zuckerberg, ilk işten çıkarma dalgasından sadece saatler önce, işten çıkarmaları %10’a düşürme kararı aldı ve Kasım ayındaki kesintilerin planını iptal etti. O sırada Meta çalışanları, şirketin yapay zeka dönüşüm girişimlerinin kendilerini değiştirmeyi hedeflediğine inanarak açık bir isyan başlattı. Dahası, stratejinin merkezindeki otonom yapay zeka teknolojisinin beklenen verimlilik kazançlarını sağlayamadığına dair iç veriler ortaya çıktı.

Meta, Proje OT’nin varlığını doğrulayarak, bunun bir yıl süren maliyet kesintisi, ekip yapılarını yeniden tasarlama ve personeli yeni öncelik alanlarına kaydırma üzerine odaklanan bir proje olduğunu açıkladı. Şirket, bazı ekiplerin büyüklüğünü %60 oranında azaltmayı öngördüklerini kabul etti, ancak hangi birimlerin etkileneceğini belirtmedi. Meta, tüm iş gücünün %60’ını işten çıkarma niyetinde olmadıklarını ve kaç kişinin işini kaybedeceğini belirlemeden ikinci dalga planlarını iptal ettiklerini ifade etti.

Zuckerberg, Proje OT’yi başlattığında, yöneticileri yönetim yapılarını değiştirmeye yönlendirdi. Haziran ayı itibarıyla, mühendislik ve araştırma ekipleri de dahil olmak üzere en az 11 birimde küçük gruplar oluşturulmuştu. Ancak çalışanların performansını değerlendirme ve terfi kararları, yüksek düzeydeki birim liderleri tarafından yapılacaktı. Çalışanlar, yeni düzenlemelere dair kafa karışıklığı yaşadı ve yöneticiler, iç iletişim ağında çalışanların endişelerini gidermeye çalıştı.

Mart ayında, Proje OT hakkında henüz bilgi sahibi olmayan birçok üst düzey yönetici, Meta’nın iş gücünün %20’sini etkileyecek işten çıkarmalar planladığını öğrenince alarm zillerini çaldı. İç veriler, çalışanların yapay zeka kullanımlarının kod üretimini artırmasına rağmen, verimlilik üzerinde sorgulanabilir bir etki yarattığını gösteriyordu. Örneğin, çalışanların kullandığı yazılımlardaki kod değişiklikleri, bir önceki yıla göre %220 oranında artmıştı, ancak yeni veya yükseltilmiş özelliklerin Meta kullanıcılarına ulaşma oranı sadece %36 artmıştı. Bu durum, teknik ve güvenlik olaylarında büyük bir artışa yol açtı.

Zuckerberg, 20 Mayıs’taki ilk işten çıkarma dalgasından önce, üst düzey yöneticileriyle tekrar bir araya geldi ve Kasım ayındaki ikinci dalga yeniden yapılandırmayı iptal etti. Ertesi sabah, Meta %10’luk kesinti ile devam etti. Zuckerberg, kalan çalışanlara daha fazla ‘istikrar’ sağlayacaklarını belirtti. Şirket, çalışanların ruh halini iyileştirmek için bazı ek önlemler aldı ve çalışanların hislerini kabul etmeleri için birim liderlerine teşvikte bulundu.

Zuckerberg, yeni yapay zeka teknolojisinin beklediği hızda ‘hızlanmadığını’ kabul etti ve bunun gelecekte daha fazla fayda sağlamasını umduğunu belirtti. Şirketin yapay zeka harcamaları nedeniyle nakit sıkıntısı yaşadığı göz önünde bulundurulduğunda, iş gücünü yeniden şekillendirme sürecinin nasıl ilerleyeceği belirsizliğini koruyor.