Microsoft, son beş yılda Çin’deki en az 15 şubesini ve ortak girişimini kapatarak, ABD ile Çin arasındaki teknoloji ayrışmasının küresel şirketlerin iş modellerine etkisini gözler önüne seriyor. Şirket, Çin’deki faaliyetlerini kademeli olarak azaltarak, bu durumun daha sınırlı ve kontrollü bir yapıya dönüşümünü sağladığını ortaya koyuyor.
Birleşik Krallık’taki Bloomsbury İstihbarat ve Güvenlik Enstitüsü’nde (BISI) Geliştirme Direktörü Aryamehr Fattahi, Microsoft’un Çin’den tamamen çıkma planı olmadığını belirtmesine rağmen, son yıllarda yaşanan bu gelişmelerin önemli bir gösterge olduğunu vurguladı. Fattahi, bu durumun, şirketin aynı anda ABD ve Çin pazarlarında tam kapasiteyle faaliyet gösterme döneminin sona erdiğini gösterdiğini ifade etti.
Fattahi, Microsoft’un karşı karşıya kaldığı baskının hem Washington hem de Pekin’den geldiğini kaydederek, ABD’nin gelişmiş çiplere yönelik ihracat kısıtlamalarının şirketin Çin’deki yapay zeka ve bulut altyapısını genişletme imkanlarını sınırladığını açıkladı. Bu düzenlemelerin siyasi gelişmelere bağlı olarak değişmesi, Microsoft için sürekli bir belirsizlik oluşturuyor.
Pekin yönetiminin ise yerli yazılım ve teknoloji kullanımını artırma yönündeki politikalarının daha kalıcı bir baskı oluşturduğunu belirten Fattahi, Çin hükümetinin kamu kurumları ve şirketleri yabancı yazılımlar yerine yerli alternatiflere yönlendirdiğini ifade etti. Ayrıca, Ağustos 2026’da Pekin’in devlet kurumlarına özel olarak uyarlanmış bir Windows sürümünü tasfiye ederek, Linux tabanlı yerli sistemlere geçme talimatı verdiğini hatırlattı.
Microsoft, ABD ve Çin arasında doğrudan bir tercih yapmadan, faaliyetlerini daha sınırlı bir alanda sürdürmeyi tercih etti. Şirket, Çin sınırları dışında faaliyet gösteren ve uluslararası düzenlemelere uyumlu altyapılara ihtiyaç duyan ByteDance ve Shein gibi şirketlere Azure bulut hizmetleri sunarak iki ekosistem arasındaki bağlantıyı korumaya çalıştı. Ancak, veri güvenliği ve teknoloji politikaları üzerinden iki ülke hükümetlerinin bu bağlantıyı giderek daha fazla sınırlandırdığı kaydedildi.
Fattahi, ABD ile Çin arasındaki teknoloji ayrışmasının donanım alanında daha belirgin hale geldiğini, ancak tüketici pazarında Windows’un Çin’deki masaüstü internet trafiğinin önemli bir kısmını oluşturmaya devam ettiğini belirtti. Bu nedenle, yaşanan sürecin tam kapsamlı bir kopuş değil, kısmi bir ayrışma olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Fattahi, Çin pazarına bağımlı şirketlerin daha fazla risk taşıyacağını ifade ederek, bu durumun Microsoft’un kontrolü altındaki geri çekilme modelinin diğer Batılı şirketler tarafından benimsenmesine yol açabileceğini değerlendirdi. Böylece, şirketler iç pazar faaliyetlerini azaltırken sınır ötesi hizmetlerini korumaya yönelebilir.
Son olarak, Fattahi, ABD ve Çin’in birbirlerine karşı kullanabilecekleri ekonomik ve ticari araçları ellerinde tutmaya devam ettikleri için tam kapsamlı bir ayrışmanın kısa vadede olmasının düşük ihtimal olduğunu belirtti. Küresel şirketler için önümüzdeki dönemin, hangi pazarın seçileceğinden ziyade, iki ülke arasındaki rekabetin baskısına dayanabilecek iş modellerinin oluşturulması gerektiği vurgulandı.







