Türkiye’nin geleneksel gıda ürünlerini küresel pazarlara taşıma çabaları hız kazanıyor. ABD pazarına giriş yapmak isteyen Türk üreticiler, gümrük mevzuatından etiketleme standartlarına kadar birçok teknik engelle karşılaşıyor. Türk-Amerikan ticaretinde 25 yılı aşkın tecrübeye sahip ihracat ve dış ticaret stratejileri uzmanı Rıza Davutoğlu, bu durumu sektör deneyimiyle değerlendiriyor.

Davutoğlu, ABD pazarına açılan Türk firmalarının en çok etiketleme, içerik standardizasyonu ve gıda güvenliği belgelendirmesinde zorlandığını ifade etti. Kariyeri boyunca beş kıtada 65’ten fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren Davutoğlu, ABD’ye ilk doğrudan sevkiyatın 2016 yılında New Jersey Limanı’na yapıldığını, bu sürecin FDA düzenlemelerine uyum için üretim hattının baştan sona yeniden yapılandırılmasını gerektirdiğini belirtti. Etiket formatlarından içerik standardizasyonuna, HACCP dokümantasyonundan gluten ve katkı beyanlarına kadar her aşamanın ayrı ayrı denetimden geçtiğini vurguladı.

Tahin, lokum, çikolatalı sürülebilir ürünler, bisküvi, şekerleme ve helva gibi geleneksel ürünlerin ABD tüketicisinin glutensiz ve katkısız ürün beklentilerine göre yeniden konumlandırıldığını söyleyen Davutoğlu, bu stratejinin markayı ABD’de Akdeniz mutfağı kategorisinde öncü bir Türk markası haline getirdiğini açıkladı. Kariyeri boyunca sekiz üretim tesisi, 42 bin metrekare üretim ve 36 bin metrekare depolama alanına sahip, 60’tan fazla ülkede pazar varlığı bulunan bir sanayi grubunun kuruluşunda görev alan Davutoğlu, beş uluslararası markayı sıfırdan küresel başarıya taşıdığını, bu süreçte 20’den fazla çalışanı yönettiğini belirtti. Ürünlerin Gulfood Dubai, ISM Cologne ve Prodexpo Moskova gibi büyük fuarlarda tanıtıldığını ve Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Afrika’dan Asya’ya uzanan pazarlarda yer bulduğunu ekledi.

Davutoğlu, çeşitli sanayi gruplarında görev aldığı dönemlerde ihracat hacmini kimi zaman beş kata, kimi zaman on kata kadar artırdığına dikkat çekti. Bir dönem yıllık 550 bin dolar seviyesinde olan bir üretim tesisinin ihracat hacmini kısa sürede 8,5 milyon dolara çıkardığını, başka bir görevinde ise dört yılda yaklaşık 10 milyon dolarlık ek gelir yarattığını aktardı. Orta Avrupa, Orta Doğu, Balkanlar ve Rusya pazarlarında yeni dağıtım ağları kurduğunu hatırlatan Davutoğlu, bu tecrübenin ABD pazarına yönelik stratejilerin temelini oluşturduğunu vurguladı.

Bağımsız ihracatçı olarak 2018’den bu yana ABD merkezli şirketlerle doğrudan iş birlikleri geliştiren Davutoğlu, Türk üreticilerin küresel ticaret ağını genişletirken kültürel farkındalığa dayalı, uzun vadeli güven ilişkileri kurmasının kritik önem taşıdığını söyledi. Amerikan tüketicisinin beklentilerini iyi analiz eden ve mevzuata baştan uyumlu üretim planlayan firmaların, yoğun rekabetin olduğu bu pazarda kalıcı yer edinme şansının daha yüksek olduğunu belirtti. Davutoğlu, doğru mevzuat uyumu ve pazar analizi yapıldığında Türk gıda ürünlerinin ABD’de sürdürülebilir bir büyüme yakalayabileceğini sözlerine ekledi.