Türkiye’nin güneş enerjisinden elektrik üretimi, Temmuz 2026’da aylık bazda %10,2 artış göstererek 5,4 teravatsaat (TWh) seviyesine ulaştı. Bu, tarihte kaydedilen en yüksek üretim seviyesini temsil ediyor.

Enerji Piyasaları İşletme AŞ (EPİAŞ) verilerine göre, Temmuz ayında güneş kaynaklı elektrik üretimi 5,4 TWh olarak kaydedildi ve Haziran 2026’daki 4,9 TWh’lik önceki rekor aşılmış oldu. Güneş enerjisinin toplam elektrik üretimindeki payı ise %15,6’ya çıkarak Temmuz ayları için en yüksek seviyeye erişti.

Rüzgar santrallerinin elektrik üretimindeki payı %12 olarak belirlenirken, güneş ve rüzgar enerjisinin toplam payı %27,6’ya yükseldi. Ayrıca, hidroelektrik santrallerinin elektrik üretimi, geçen yılın aynı dönemine göre %60 artarak 9 TWh seviyesine ulaştı ve bu da Temmuz ayları bazında en yüksek üretim kaydı oldu. Hidroelektrik enerjinin toplam elektrik üretimindeki payı %26,3 olarak belirlendi.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam elektrik üretimindeki payı, Temmuz 2025’teki %43 seviyesinden Temmuz 2026’da %58’e yükseldi. Doğal gaz santrallerinin payı ise %10’a düşerek son 26 yılın en düşük Temmuz seviyesi olarak kayıtlara geçti. Geçen yıl Temmuz’da yaklaşık %25 olan doğal gaz payı, bu yıl önemli bir azalma gösterdi.

İthal kömür santrallerinin elektrik üretimindeki payı %19’a çıkarak, düşük seviyelerde geçen üç aylık dönemin ardından ortalama seviyelere döndü. Yerli kömür santrallerinin payı ise %12,5 ile 2026 yılı ortalamasına yakın seyretti.

Ember enerji analisti Çağlar Çeliköz, Temmuz ayında elektrik tüketiminin 34,4 TWh olarak gerçekleştiğini ve geçen yılki 35,2 TWh seviyesine yaklaştığını vurguladı. Sıcak hava koşullarının artan soğutma ihtiyacını doğurduğunu belirten Çeliköz, bu talebin karşılanmasında yenilenebilir enerji kaynaklarının önemli rol oynadığını ifade etti.

Çeliköz, yenilenebilir enerji kaynaklarının payının yüksek olmasının hidroelektrik santrallerindeki yağış bolluğundan kaynaklandığını, ancak Türkiye’nin uzun dönemli kuraklık tehdidi altında olduğunu da sözlerine ekledi. Gelecek dönemde hidroelektrik üretiminde yaşanabilecek düşüşleri dengelemek için güneş ve rüzgar enerjisi kapasitesinin artırılması gerektiğini belirtti.

Çeliköz, “Bu nedenle hidroelektrikte yaşanabilecek düşüşleri dengelemek adına rüzgar ve güneş enerjisindeki gücümüzü, çatı GES, depolamalı santraller ve hibrit santral uygulamalarıyla daha da artırmalıyız” dedi. Yenilenebilir enerji kapasitesindeki artışın Türkiye’nin enerji arz güvenliğini güçlendireceği ve dışa bağımlılığı azaltacağına dikkat çekti.